Antalya

Antik Çağda Akdeniz kıyısında “Pamphilya” olarak adlandırılan bölgede yer alan Antalya’nın tarihi Paleolitik döneme kadar uzanmaktadır.

Efsaneye göre MÖ 200. Yüzyılda Bergama Kralı II.Attalos bir gün emrindekileri toplar ve “Gidin bana yeryüzü üzerinde öyle bir yer bulun ki, bütün kralların, bütün hükümdarların gözü kalsın; gidin ve bana yeryüzü cenneti bulun.” diyerek onları ülkenin dört bir yanına salar.

Aylar boyu diyar diyar dolaşan askerler pek çok güzellikle karşılaşmalarına rağmen bir türlü krallarını memnun edecek cennet güzelliğinde bir yer bulamazlar; ta ki bugünkü Antalya’nın bulunduğu topraklara gelene dek… Burada gördükleri eşsiz doğal güzellikler karşısında krallarının tarif ettiği cennetin burası olduğunu düşünürler.

Vakit kaybetmeden Bergama’ya dönüp krallarına cenneti buldukları haberini verirler. Bunun üzerine Attalos bölgeyi bir de kendi görmek ister. Askerlerin peşi sıra kral, Akdeniz kıyılarına doğru yola koyulur. Sonunda çam ağaçları ile kaplı Toros Dağları’nın eteklerinden görünen masmavi Akdeniz’e ulaşır ve gördüğü manzara karşısında büyülenerek derhal buraya bir kent kurulmasını emreder. Kurulan kente krala ithafen “Attaleia” (Attalos’un şehri/yurdu) adı verilir.

Sonraları, tarihe damgasını vurmuş pek çok kişi ve gezgin buralara gelir; Kraliçe Kleopatra’dan Hadrian’a, Alaaddin Keykubat’tan Atatürk’e ……

Ve söz birliği etmişçesine Antalya’nın adeta bir cennet olduğu görüşünde birleşirler. Attalos’un “yeryüzü cenneti” sıfatını yakıştırdığı yöreyi Atatürk “dünyanın en güzel yeri” olarak tarif eder. Evliya Çelebi’den öğrendiğimiz kadarıyla yabancılar ona olan hayranlıklarını, o dönemdeki adı “Adalya”yı kullanarak “Ah Adalya” nidasıyla dile getirirler. Günümüzde ise Antalya, “Akdeniz’in incisi” ve “Türk Rivierası” gibi unvanlarıyla ve 630 km’yi bulan kıyı uzunluğu ile dünyanın en gözde turizm merkezlerinden biridir.

Daha ayrıntılı bilgi için;

http://www.antalya.bel.tr/

http://www.antalya.gov.tr/

Bookmark and Share